
-İçimde bir şeyler burkuluyor dostum.Kasvet perdesi dolanıyor çevremde.
-Öyleyse, sevdiğin, kendini dinleyebileceğin bir yere git sen yarın.
-Ben mezarlığa gideyim o zaman. Eyüp'e.
-Ne güzel olur, derdinden sıkıntından uzaklaşırsın.
dendi bir Cumartesi akşamı.

Pazar sabahlarının ilk güzel yanı, iyi insanlarla yapılabilecek kahvaltı ihtimalidir. Uyandığımda gideceğim yer belli idi. Kahvaltı için buluştuğum dostuma ise mezarlık gezimde bana eşlik etmesini teklif ettim. Gönül iklimimizin arnavut kaldırımlarını beraber adımlayalım deyince, yollar bize memleket dedi.

Arabaya binince yeni alınmış olan "Düşünen Şarkılar" albümünü dinlemeye başladık. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesi'nde yatmış olan hastaların şiirlerinden bestelenmiş şarkılardan müteşekkil bir yolculuk oldu Beşiktaş-Eyüp arası. İlk duyulduğunda basit olarak değerlendirilebilecek olan şiirler, arka planları ve hikâyeleri öğrenildiğinde bambaşka anlamları haiz olmuşlardı. Serin bir İstanbul sabahı, gönülde hicran, kulağımızda R.G.Ö. şiirleri, Ebu Eyyub El-Ensarî'nin eteklerine sığınmış bulduk kendimizi.

Tenden kaçarken insan yığınının tam ortasına düşmenin şaşkınlığını üzerimizden atınca, çok öncelerden bize selam veren, medeniyetlerinin izlerini taşıyan mezar taşlarının çevresinde ayrı ayrı dolanmaya başlandı. Bütün gürültüler, kalp kırıklıkları ve baş dönmeleri, o mezar taşlarının asaletine yaklaşmaya cesaret edememişlerdi.

Efendisi ile karşılaştığı anı,
"Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel." diye tasvir etmişti Necip Fazıl KISAKÜREK. Bizim için de donacak kadar güzel bir andı mezarlık kedilerinden başka canlı farketmediğimiz, duymadığımız ruhanî tenhalığımız.

Mezar taşları ve kediler arasında, deklanşöre çalan iki gönül olduk. Fotoğraf makinelerimizin perdesinin sesi, mezarlık kedilerinin seslerinde akortlandığında, kasvet bulutlarının vedasını bile farketmeden, ölümün olduğu dünyada manası yitenleri ardımızda bıraktık.

Akşam üzeri güneş inmeye başlayana kadar Necip Fazıl Kısakürek'e, Fevzi Çakmak'a, Küçük Hüseyin Efendi'ye, Ebu Eyyub El-Ensarî'ye, mezarlık kedilerine, fotoğraf makinelerimizin sesi ile selam vererek ruhumuzu demledik.

Dönüş yolumuzda yine Bakırköy'lü şairler vardı. Ziyaret şiiri 34.servisten Y.O. tarafından yazılmıştı. Ziyaretlerin gerçekleştiği Cumartesi günleri hastalar için bir bayramdı çünkü çoğunun sigara alabilecek imkanı yoktu.

"Cumartesi günüdür
Ziyaretin günüdür
Hiç sormayın arkadaş
Bugün bayram günüdür."

14-B servisinden Ş.K. ise Çankaya isimli şiirinde:
"Gönül defterine unutma sakın
Satır satır ince ince yaz beni
O bembeyaz gülden beyaz göğsüne
Çekiç ile vura vura kaz beni." der.

Asıl şairimiz R.G.Ö. ise günde 16 paket sigara içen, bütün büyük şairlerin şiirlerini ezbere bilen,
"Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni
Doktor beni sanıyor hâlâ şizofreni." diyen bir Bakırköy sakini idi. Bakırköy'de geçirdiği yıllarda burnunda tüten Üsküdar için yazdığı, "Üsküdar İskelesi" şiiri de mevcut bu albümde.

"Sende geçti ömrümün
Nerdeyse kırk senesi
Seni nasıl unuturum
Üsküdar İskelesi"

Hastalığını kabul etmeyen R.G.Ö. için:
"İstanbul'da Beyoğlu,
Taksim, Maçka,
Bakırköy'de sinirler laçka." idi.

Bu yazı, bahsi geçen günden tam 3 hafta sonra yazıldı. Eyüp'teki bu gezi ile alakalı bir şeyler kaleme almaya karar verince, Düşünen Şarkılar albümünün iç kapağındaki, her nasılsa farketmemiş olduğum, bir bilgi ile sarsıldım ki, aslında Eyüp ziyaretimizin arşimed noktası imiş.

Albüm kapağından:
Kimsesi yoktu. Belki vardı da arayanı yoktu. 1993 Aralık ayının ilk günleri duydum ki şair firar etmiş. Hastanemizden izinsiz ayrılmış, Bakırköy'e veda etmişti.
Acaba nereye gitti? Yıllardır hastanedeydi. Onun tanıdığı İstanbul da, Üsküdar da değişmişti.
Kim bilir başına ne gelecekti? İçim burkuldu.
Acı haberi birkaç gün sonra duydum. Eyüp'te bir araba çarpmıştı. Şair son yolculuğuna çıkmıştı.

"Son Yolculuk"
Bir gün son saat çalar,
Son yolculuk başlar.
Kalpler kederle dolar,
Gözlerden akar yaşlar.
Anlatır bir hayatın
Gerçek felsefesini
Mezarda görünen
Üstü yazılı taşlar.
...

Gönülleri nedeniyle Gamze ve AEİ'ye teşekkürler.